ANA SAYFA   “Sizler niyetinizi Allah için güzel yapin, her isiniz güzel olur, güzel sonuç verir. Kulun güzel niyetini Allah bilsin yeter. Gavs-i Sani Hz.”  


SADAKAT    
       

         Elhamdülillahi ve kefa, Vessela tüvesselamü ala rasülina Muhammedinil Mustafa. Ve ala alihi ve sahbihi ehli Sıtki ve sefa.. Allah’ü Teala hazretlerine sonsuz hamdü senalar olsun.. Rasulü Zişan  Peygamber S.A.V. efendimize salatü selam olsun. Evliyaullahizamın Allahü Teala Sırlarına ali eylesin. Allah’u Teala bizleri daim sadık olan, sıdk ile yaşayanlardan eylesin.
Bize lafta değil özde sadakati, hz. Eba bekr gibi sadık olmayı nasip etsin.. Çünkü sadakat  diyince akla gelen ilk isim herkesin gönlünde, aklında olan Sıddık-ı ekber Hz. Ebu Bekir r.a. dır. O değimliydi… “o dediyse doğrudur” diyen..  (isra ve miraç hadisesini anlat)
Şeksiz şüphesiz inanmak.. Ebu Bekir gibi, Ömer gibi.. İşte sadakat, sıdk ile bağlanmak budur. Sıddık-ı ekber yani sadıkların, sadık olanları büyüğü  Hz. Ebu Bekir r.a.  hicret esnasında  hira mağarasına gizlendiklerinde yılanın Fahr-i Alem (s.a.v.) Efendimiz’e  zarar vermemesi için ayağıyla….(Devam et..)
Biz önce Yüce yaratıcıya verdiğimiz sözü tutacağız.. Allah (c.c.) ruhları yaratmış “elest bezmi” de topladığında bütün ruhlar rabbimiz sensin deyip ahd etmedimi. Bu bizim Yaradanla yaptığımız ilk sözleşmedir aslında.. bizim bu sözleşmeye göstereceğimiz sadakat bizim ahiretimiz ve dünyadaki manevi huzurumuzun inşası için bize en büyük katkıyı sağlayacaktır.. Biz önce rabbimize karşı sadık olmamız lazım.. Biz sadakat nasıldır bunu da sadık olanlardan öğreneceğiz. Sadık olanlar nasıl sadakat göstermiş ordan öğreneceğiz…
Çöl de kızgın kumlar arasında bir “ehad” sesi.. bir ses var “ehad” yani Allah bir diyor.. ama başka bir şey demiyor.. Nasıl inandıysa… Nasıl bir sadakatse artık… Ümeyye kırbacı vuruyor… “ehad” diyor… dili kurumuş damağına yapışmış “ehad” diyor… “Allah bir” diyor… Karnı sırtına yapışmış, kızgın kum üstünde onca kırbacı yiyor ama hala “ehad” diyor Hz Bilal-i Habeşi… Yarabbi bu ne sadakat… Bu ne sıdk ile kıvırmadan, bahane üretmeden bağlanmak. Ne aldılar, Ev, mal, mülk, makam, para, altın… Elle tutulu, gözle görülür ne vaat edildi onlara. Hiçbir şey  Rabbim bizleri onların yolundan, şefaatinden mahrum bırakmasın.
Peki bize vaat edilenler onlarınkinden farklımı… hayır…  ama şartlar farklı değilmi… onlar hangi şartlarda iman ettiler, pnlar hangi şartlarda sabrettiler ve zerre kadar sorgulamadan, şeksiz şüphesiz iman ettiler… Birde bizim şartlarımıza bakın.. Baskı yok, işkence yok, Tamam olmuş bir kitap, kemale ermiş bir din, her türlü zahmeti çekilmiş, her türlü zorluğu görülmüş, ve o kadar ibretlik kıssa ve menkıbelerle bize kadar ulaştırılmış bir din… ona rağmen Farz ları dahi yaparken dünyalarca amel etmiş, ahreti garanti etmiş, olmuş bitmiş edası bizde.. tabi bizde diyoruz “ehad”.. biz bu keyfin içinde diyoruz “ehad”. Biz bizi dine teşvikin, kötülükten, haramdan korumaya çalışmaların yapıldığı bir ortamda “ehad” diyoruz. Bir de onların hangi şartlarda “ehad” dediğine bakalım.. ondan sonra oturalım, başımızı ellerimizin arasına alıp düşünelim.. Biz bu emanete ne kadar sahip çıkıyoruz.. ne kadar sadığız…
 Müridlerin bir mürşide intisap ederken yaptıkları biat, verdikleri söz de bir ahittir. Buradaki ahdin manası, tam bir sadakat ve dürüstlükle kâmil mürşide bağlanacağına, harfiyen emirlerini yerine getireceğine söz vermek, bu uğurda her türlü meşakkat ve çileyi de göze almaktır. 
          İmam-ı Şârânî ks. Şöyle buyurmuştur: ‘’ Mürşide samimi bir niyetle gelen  kimse onun ehli arasına girer. Kendisine ilahi sır ve ilimlerin yolu açılması mümkün olur, aksi durumda mürit boşuna yorulur. ‘’
         Allah'ın rızasını kazanmak büyük bir iştir. Velî olmak manasına gelir. Nefsi terbiye etmeden O'nun rızası elde edilemeyeceği gibi, Hak dostlarının kapısına varmadan nefsin terbiye edilmesi de zor ve neredeyse imkansızdır. Allah'a vasıl olanların hemen tamamı, az veya çok Hak dostlarının terbiyesinden geçmişlerdir. Meselenin ehemmiyetinden dolayı Cenab-ı Hak: “Bana yönelen kimsenin yoluna uy.” (Lokman, 15) diye emretmiş, diğer bir ayet-i kerimede ise: “Ey inananlar! Allah'tan sakının ve doğrularla beraber olun.” (Tevbe, 119) buyurmuştur.     Kalpleri Allah Tealâ'nın nazargâhı olan kâmil mürşidler, manevi Kâbe hükmündeki zatlardır. Hz. Rasulullah s.a.v.'in sevgilisi, vekili, vârisi ve emanetidirler. 
Dolayısıyla onlarla ahitleşmek, Allah ve Rasulü ile ahitleşmektir. Onlara itaat etmek, Alemlerin Rabbi'ne ve İki Cihan Güneşi'ne itaat etmektir. İsyan da yine onlara isyandır.        İmam-ı Sühreverdî ks. Hazretleri ise: ‘’ İşin başı hak yolda imam seçilen mürşide içtenlikle sadakat ve teslimiyettir. Çünkü mürşide itiraz mürit için öldürücü bir zehirdir. Mürşide itiraz edip de kurtuluşa eren yok denecek kadar azdır. ‘’

 

       
Hazırlayan : Bekir Aytaç
 

© Copyright 2017 | Sohbetleri Ve Kaynakları
««« www.fenafillah.com »»» sitesine aittir. Sohbet ve kaynaklar gerçek kaynaklardan kıyaslanmalıdır.
Gerçek kaynaklarının tespiti yapılmadan, sitemiz kaynak gösterilemez.