ANA SAYFA   “Sizler niyetinizi Allah için güzel yapin, her isiniz güzel olur, güzel sonuç verir. Kulun güzel niyetini Allah bilsin yeter. Gavs-i Sani Hz.”  


NEFİS, ŞETYAN VE KÖTÜ ARKADAŞIN KÖTÜLÜĞÜ  
       

 

           Elhamdülillahi ve kefa, Vessela tüvesselamü ala rasülina Muhammedinil Mustafa. Ve ala alihi ve sahbihi ehli Sıtki ve sefa..
Allah’ü Tealaya hamdü senalar olsun.. Hz. Peygamber S.A.V. efendimize salatü selam olsun. Evliyaullahizamın Allahü Teala Sırlarına ali eylesin.
İmanımızın üç düşmanı vardır: Şeytan, Nefis ve kötü arkadaş.
Allah-u Zülcelal insanı üstün ve şerefli olarak yaratmıştır, kulların geçici dünya hayatında Allah-u Zülcelal'e karşı olan kulluk vazifelerini yerine getirmeleri ve imtihanları kazanmakla mükellef kılmıştır. Bu itibarla insanın dünyadaki asli görevide Allah-u Zülcelal'e ibadet ve taat olmuştur. Çünkü Allah-u Zülcelal ayet-i kerime'de şöyle buyurmaktadır: "İnsanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım." (Zariyat; 56)

Fakat insan zamanla bu asli görevlerinden uzaklaşmakta ve günahlara düşmektedir. Bunun sebebi Nefisin kötü istek ve arzularına uymaktır. Nefis iki manadadır; Birinci mana: İnsanın içerisinde gazap ve şehvet kuvvetleriyle Allah-u Zülcelal'in emir ve yasaklarının dışında hareket etmek isteyen ve devamlı olarak kötülüğü tavsiye eden, sahibini günaha meylettirmeye çalışan hayvani ruhtur.
Nefis yaratılmışların en karanlığı ve en cahilidir. Allah’a ve Rasulullah’a karşı adeta harp eder. Allah Tealâ , emmare olan Nefisine uyan için, “onlar Nefisini ilâh edindi” buyurmuşur . Bu halden kurtulmanın ilacı Nefisle mücadele ve onun isteklerine muhalefettir.
Bazıları Nefisin ruh gibi olduğunu söylerler. Silsile-i Sâdât’tan Abdülhakim Hüseynî k.s. Hazretleri bu konuda şöyle buyurmu ştur:
“ Nefis , iki başı olan kırkayağa benzer. Bir başı alnının ortasındadır. Öbürü de karnının altındadır. Alnı ortasındaki nefis vücudun baş ve gövde kısmına hükme­der. Gözler, kulak ve aklın birçok meseleleri onun tesirinde kalır. Karnın altındaki Nefis de bulunduğu mıntıkaya hükmeder.”

Kötü huyların ve çirkin işlerin ortaya çıkmasına sebep nefistir . Nefisin böyle yaratılmış olmasının hikmeti ise kemalâta basamak olması, er kişi ile her kişinin ayırt edilebilmesidir
Allah Tealâ buyurmaktadır ki: “Rabbinin makamından korkan ve Nefisini kötü arzulardan uzaklaştırmış kimse için, şüphesiz cennet onun yegâne barınağıdır.” ( Naziat , 40-41 )
Alimlerimizin beyanına göre nefis ile şeytanın fitnelerinin farkı şöyledir: Dinin kötü gördüğü bir hale inat halinde gelişen arzu nefistendir . Bu sürekli haldeki meyil duruma göre halden hale giriyorsa, değişiyorsa, bu da şeytandandır.
Hz. Şuayb a.s.’a soru soran bir kişi:
- Ben her türlü günahı işliyorum, Allah beni cezalandırmıyor, demişti.
Allah Tealâ da Şuayb a.s.’a şöyle buyurmuştu:
- Ey peygamber! O kimse günah işleyip duruyor. Günahlarından ötürü kederlenmiyor, vicdan azabı duymuyor. Günah günahı artırırken pişman olup tövbe etmiyor. Bu, benim ondan uzaklığımın, onu muaheze ettiğimin, cezalandırdığımın alameti değil midir?

Şeytan ve nefis, insanın Allah katında mertebe kazanması için hem engeldirler, hem de vesile. Bunu, Mevlâna’nın şu veciz ifadesinde şöyle görmekteyiz: 

“Su, geminin içine girerse onu batırır. Altında bulunursa, onu yüzdürür.” (1) Yani insan nefis ve şeytana hâkim olsa derecesi artar, sahil-i selamete ulaşır. Fakat, o iki düşmana mahkum olursa, ilerleyemez, batar.

“Şeytan, insanları aldatmak için Cenab-ı Haktan bir takım tuzaklar ister. Kendisine altın, gümüş, at, yiyecek-içecek, elbise, şarap ve çalgı gibi şeyler verilir. Bunlardan o derece hoşlanmaz. Fakat kadın da verilince, şeytan sevincinden ellerini çırpıp oynamaya başlar.”
Nefis, bütün kötülüklerin anasıdır. Mevlâna, bunu şöyle bir temsille anlatır: 
“Biri annesini öldürür. ‘Niye anneni öldürdün?’ derler. ‘Zina yapıyordu’ cevabını verir. ‘Anneni öldüreceğine adamı öldürseydin’ dediklerinde şöyle der: ‘Her gün bir adam mı öldürmeliydim?’
Tabi nefis ve şeytandan başka bizim ve imanımızın bir düşmanı daha vardır. Ki oda kötü arkadaştır.
Basiret sahibi her kul, kötü arkadaş edinmenin her iki dünyada da insanı zarara uğratacağını bilir. Kötü insanlar bile yanındaki kimselerin kendisine kötülük yapmasını kabullenemezken, iyi insanların bu konuda onlardan daha dikkatli olmaları beklenir. Çünkü kötü arkadaş kötülüğü güzel göstererek iyi insanları yanıltmaktadır.
Kur’an’ın bilgilendirme ve yönlendirmesinden uzak yaşayan herkes kötü arkadaşların (şeytanların) tuzağına düşmeye adaydır: “Kim Rahman’ın Kur’an’ından yüz çevirirse ona bir şeytan musallat ederiz, artık onun arkadaşı olur. Şeytanlar onları Allahın yolundan alıkoydukları halde bunlar kendilerini doğru yolda sanırlar.” (Zuhruf, 43: 36-37). Kötü arkadaşlar insanları azaba götüren bir yola yönlendirirler: “Biz onlara birtakım arkadaşlar musallat ettik de onlar kendilerine önlerinde ve arkalarında ne varsa hepsini güzel gösterdiler. Böylece kendilerinden önce gelip, geçmiş olan cin ve insan toplulukları hakkındaki, azap sözü onlar için de hak oldu. Doğrusu onların hepsi de kendilerine yazık etmişlerdir.” (Fussilet, 41: 25).
Aslında çok iyi birisidir ama arkadaşları kötü.” şeklindeki değerlendirmelerde kısmi haklılık payı olabilir. Çünkü insan iyi arkadaş bulmaya niyetlense de her zaman o niyetine uygun kişilerle karşılaşmayabilir. Ne var ki, ondan o çevresine uyup kötülüğe eğilim göstermesi değil, gücü ve birikimi ölçüsünde o kimseleri kötülükten vazgeçirmeye çalışması beklenir. O, kötü arkadaşlarıyla imtihan edildiği bilinciyle hareket etmezse, o da onlarla birlikte işlenen kötülükte pay sahibi ve ilahi cezanın muhatabı olacaktır.
Kötü arkadaş, kişiye geçmişteki yanlışlarını doğruymuş gibi gösterir. O, geçmişte kendisine ya da başkalarına zulmetmiş, Rabbine secde etmekten uzak durmuş ise kötü arkadaşı ona bunların makul gerekçeleri olduğunu fısıldar. Hatta bunların asıl kaynağının ve sorumlusunun, Allahu Teala olduğunu söyler. Hatta meseleyi daha da genelleştirerek ve haddini aşarak, dünyada yaşanan zulümleri durdurmadığı için Allahu Teala’yı ahirette sorguya çekeceğini bile iddia eder. Halbuki Allah, zulmü engelleme görevini adil olduklarını söyleyen kimselere yüklemektedir.
Kötü arkadaş, ham hayal vaatlerle kişiye “geleceğe umutla bakmayı” öğütler. Ancak onunki, helal olmayan yollardan müteşekkil ve kişiyi cehenneme sürükleyecek bir gelecek kurgusudur. “Kısa zaman mutlulukları”, daha az sürede elde edilecek büyük servetler vs. ile gayr-ı ahlakilikleri ve haram kazancı güzel gösterir. Onun takdiminde günah, şirk, zulüm vs. sanal bir şekilde cıvıl cıvıl ve rengarenktir. Halbuki kötü arkadaşa uymak, kalıcı nimetlerin var olduğu cennetten mahrum olmak demektir.
Ahirette cennetlik kullardan birisi kötü arkadaşının dünyadayken ona söylediklerini şöyle anlatır: “Derdi ki: Sen gerçekten inananlardan mısın? Öldüğümüz toprak ve kemik olduğumuz zaman biz hakikaten sorguya çekilecek miyiz?” (Saffât, 37: 52-53). Yani kötü arkadaş ahireti inkârına adeta ortak aramaktadır. Ancak ahirete gelindiğinde, onun inkârcılığa davet çabasına olumsuz karşılık verip dosdoğru yol üzere bir hayat sürerek imtihanı kazanan cennetlik kul, onu cehennemin ortasında görmekte ve şöyle demektedir: “Allah'a yemin ederim ki, doğrusu sen az daha beni helak edecektin. Rabbimin nimeti olmasaydı, muhakkak ben de (azab yerine getirilip) hazır bulundurulanlardan olacaktım. Nasılmış bak! Biz ilk ölümümüzden başka bir daha ölmeyecek miymişiz? Biz azaba uğratılmayacak mıymışız?” (Saffât, 37: 56-59). Bu ayetlerde kötü arkadaştan uzak durarak iman eden kişinin, bu güzel tercihinin bile Rabbinin nimeti sayesinde gerçekleşmiş olduğunu vurgulaması dikkate değer bir şeydir. Çünkü mümin başına kötü bir şey geldiğinde “Nerede hata yapmış olabilirim?” diye özeleştiri yaparken, iyi bir şey geldiğinde de onu Allah’tan bilir.
Kur'an dünyadayken kötü arkadaş edinen zalim kimsenin durumunu şöyle tasvir etmektedir: “O gün zalim kimse ellerini ısıracak, ‘Eyvah!’ diyecek, ‘Keşke Peygamberin yanında bir yol tutsaydım!’ ‘Eyvah!’ diyecek, ‘Keşke falancayı dost edinmeseydim. Çünkü Kur'ân bana gelmişken o, hakikaten beni ondan saptırdı. Şeytan insanı yapayalnız ve yardımcısız bırakmaktadır.” (Furkan, 25: 27-29). Dikkat edilirse, zalim kimse kötü arkadaşına karşı son derece öfkelidir. Bu öfke, ellerini ısırması tasvirinde somutlaşmaktadır. Kur'an’ın o kötü arkadaştan “falanca” diye söz etmesi, onun “belli bir kişiyi değil, daha ziyade o kişinin yaptığını ön plana çıkarma üslubu” gereğidir. Yani o kişi hangi çağda olursa olsun, peygamberin mesajından insanları uzaklaştıran ve cehenneme çağıran kişidir.
Görüldüğü gibi, kötü arkadaş edinen ve Kur’an’ın yolundan uzaklaşan kimseler ahirette pişman olacaklardır. Allahu Teala o gün gelmeden önce, ahirette yaşanacak tabloları müminlere sunmakta ve kötü arkadaşlara karşı dikkatli olmaya çağırmaktadır. Onların neden olacağı şerre karşı en iyi tebdir, müminleri dost edinip onlarla omuz omuza kötülüğü engelleme çabası içinde olmaktır.
Mevlânâ Halid-i Bağdâdî (k.s.)  : “Elinden geldiği kadar kötü arkadaştan kaç. Kötü arkadaş,
zehirli yılandan zararlıdır. Yılan zehri insanı candan eder, ama kötü arkadaş imandan eder
” Buyurmuştur.
Kötü arkadaş, yalnız insanın malını, parasını çalmak, dünyâsını almak için aldatanlar değildir. Arkadaşların en kötüsü, en zararlısı, insanın dînini, îmânını, edebini, hayâsını, ahlâkını bozmağa uğraşanlar, böylece dünyâ ve âhiretine, ebedî seâdetine saldıranlardır. Îmânımızı, bu düşmanların şerrinden ve İslâm düşmanlarının aldatmalarından Allahü teâlâ emîn eyleye.
Bir kalb, iyi arkadaşların nasîhatlarına ve akla tâbi' olup, İslâmiyet'e uyarsa, nûrlanır, temiz olur. Dünyâ ve âhirette seâdete, huzûra kavuşur. Kötü kimselerin iğfâl edici, aldatıcı sözlerine, yazılarına ve Nefise, şeytana uyup, İslâmiyet'e uymayan kalb kararır, bozulur. Nurlu, temiz kalb, İslâmiyet'e uymayı sever. Kararmış kalb, kötü arkadaşa, Nefise, şeytâna uymayı sever. Allahü teâlâ çok merhametli olduğu için, dünyânın her yerinde yeni doğan çocukların kalblerini temiz olarak yaratmaktadır. Bunları, sonraları anaları, babaları ve kötü arkadaşları karartmakta, kendileri gibi yapmaktadır.
Hace Ali Ramiteni (k.s.) : “Kötü arkadaş kötü yılandan daha kötüdür. Zîrâ kötü yılan can alır. Kötü arkadaş ise can ve îmân alır”. Diyor..
Malik bin Dinar : Yanına bir köpek gelip oturduğu zaman ona ilişmez “ Bu köpek, kötü arkadaştan daha iyidir. Kişinin iyi kimseler yanında bulunup da doğru yola gitmemesi, şer olarak kendine yeter” demiştir.
Gavs (k.s.) Hz.lerinin bir sohbeti :
Arkadaş çevrenize dikkat edin. Sofilerden ayrılmayın.
Onlarla beraber olun. Dergahlara gidin.
Hatme-i haceganlarınızı kaçırmayın.
Münafıklarla oturan münafık olur.
evliyalarla oturan evliya olur.
Buraya kadar geldiniz tövbe ettiniz. Tövbenizi bozmayın tövbe etmek demek pişman olmak demektir. Pişmanlık bu dünyada olur. Öbür dünyada olmaz. İnsan bu dünyada pişman olmalıdır.
Hep beraber ya Rabbi bütün yapmış olduğum günahlardan ben pişmanım dedik. Ellaha söz verdik. Sözümüzde duralım. Tekrardan yaptığınız kötülüklere dönmeyin. Tövbenizi bozmayın oyuncak değildir bu.
Ellah korusun daha beter olursunuz.
Babam söylemişti.İnsanoğlu çok ahmaktır. 3-4 yaşlarındaki bir çocuk şu delikte yılan var elini sokma dese insan o çocuğun sözünü dinliyor elini sokmuyor, velevki yılan olmasada elini o deliğe sokmuyor.
Baba Ademden beri 124.000 Peygamber gelmiş onca Evliya söylemiş Cennet var Cehennem var buraya hazırlanın bunların sözünü dinlemiyorlarda o çocuğun sözünü dinliyorlar.
Nasıl ki Türkiyenin Suriyenin Irakın elçileri var bunlar aralarında konuşuyorlar birbirlerinden haberleri var. Peygamberlerde Ellahın elçisidir. Onlarda Ellahın izniyle birbirlerinden haberdardırlar.
Peygamber Efendimizde(s.a.v.) defalarca söylemiş ebedül ebed bir hayat vardır. Ebedül ebed ne demektir? Yani 10 sene değil 50 sene değil 100 sene değil bir trilyon sene değil sonsuz bir hayat demektir.
Ellah insana bu dünyada 2 yol vermiştir.Hangisini isterse Ellah o yolu verir. Ellah bu dünyada cezasını vermez ama ebedül ebed bir hayatta hepsinin hesabını sorar. İnsan ikisinden birisini seçmelidir.
Yavrularım siz daha gençsiniz dikkatli olun. Şeytan düşmanınızdır. Düşman düşmana acımaz. Tövbenizi bozmayın. Namazınızı kılın. Buraya kadar geldiniz. Pişman oldunuz.
Biz size dua ederiz ama sizde tövbenizi bozmayın. Hepiniz hoş gelmişsiniz. Sefalar getirmişsiniz

 

       
Hazırlayan : Bekir Aytaç
 

© Copyright 2017 | Sohbetleri Ve Kaynakları
««« www.fenafillah.com »»» sitesine aittir. Sohbet ve kaynaklar gerçek kaynaklardan kıyaslanmalıdır.
Gerçek kaynaklarının tespiti yapılmadan, sitemiz kaynak gösterilemez.