ANA SAYFA   “Sizler niyetinizi Allah için güzel yapin, her isiniz güzel olur, güzel sonuç verir. Kulun güzel niyetini Allah bilsin yeter. Gavs-i Sani Hz.”  


MENKIBELER

SULTAN MUHAMMED RAŞİD HAZRETLERİ BİR GÜN MENZİLDE İNSAATIN ÖNÜNDEN GECERKEN HİZMET EHLİ BİR SOFİ KUM ELİYORDU. MÜBAREK YAKLASARAK BUYURUR Kİ SOFİ AZ ÖNCE ATTIĞIN BİR KÜREK KUMUN SEVABINI BANA VER SANA SEYHLİĞİMİ BIRAKAYIMSOFİ BUDURUM KARSISINDA SASIRIR VE EDEPLE KABUL ETMEZ. 



Sultan Muhammed Raşid hz.(k.s)'nin URFALI bi sofisi Sultan'a sormuş: "kurban biz cennete gidince çiğ köfte yiyecek miyiz?" Mübarek gülümsemiş. Urfalı tekrar: "kurban peki biz mi hazırlayıp yiycez, yoksa hazır mı gelecek?" diye.. M.Raşid hz.lerini görenler, "Biz Seyda'nın ne ondan önce, ne ondan sonra bu kadar güldüğünü hatırlamıyoruz" demişler.. 



Boyacı yeni sofi markat inşaatında çalışıyor, bakıyor ki çalışan herkes de bir cezbe.Kimi bağırıyor kimisi ağlıyor.Bu da aralarında yeşil sekizli okey taşı gibi kalmış.İçinden diyor ki "Ben de bunlar gibi bağırayım" ve basıyor narayı.Arkalardan bir sofi çıkıp bunu yanına gelip; -"Sofii sen odun cezbesi nedir bilir misin?" -"Yok kurban bilmem" -"Beline kalası yersen odun cezbesini öğrenirsin." 



Trabzonlu sofinin birisi girmiş cami içindeki kuyruğa. Ha bekler de bekler sıra bir türlü kendine gelmez. Sıradayken sürekli tekrar ediyormuş, Sultan neyin var derse, benim halim ne olacak derim. Sıra geç gelince ve Sultan'ında o halini görünce sormaz mı sofi; "Sultanım senin halin ne olacak?" 



Menzilde Acemi bir sofi adayı Gavsımızı hane-i sadetlerine kadar takip eder.Gavsımız tam içeri girecekken bir kaç defa seslenir: Abdulbaki Bey!,Abdulbaki Bey!,Abdulbaki Bey!, Gavsımız geri döner. Sofi adayı''Afedersiniz Abdulbaki bey şayet müsaitseniz bir tevbe rica edebilirmiyim?''der. Gavsımız tebessüm buyururlar hemen oracıkta tevbe verirler. Sonra Gavsımız buyurur''Bu da bizim kibar sofidir'' 



Bir gün laz bir sofi menzile tövbe tazelemeye gider. ama son derece de sinirlidir. menzilde camiye girer ve sadatımız Seyyid Gavs-ı Sani h.zlerini volta atarak beklemeye başlar. sultanımız gelir bakar ki bizim laz sofi çok gergin dolanır. sultanımız selam verir. laz sofi de selamı alır . sultanımz sorar "hayırdır sofi gerginsin?" der. sofi başlar anlatmaya: -ben bir ara otobüs almıştım. tam işler yoluna girdi derken devrildi der. seydamız: -ee sofi? der. -belli bir zaman sonra kamyon aldım. tam işler yoluna girdi derken. o da devrildi . seydamız: -eee sofi? der. -ondan sonra da bir tane tır aldım. o da devrildi der. seydamız: -eee sofi? der. laz sofi bu sefer: -ben geçenki gelişimde senin elinden tövbe ettim. o da devrildi der. seydamızın bu cevap hoşuna gitmiş. tövbeyi tazelettirmiş ve göndermiş sofiyi... 



Gavs Abdulhakim Hz.leri'nin bir sofisi sabunculuk yaparmış.Eşeğine yüklediği sabunları diğer vilayete götürüp satarmış.Yine bir gün sabunlar eşeğin sırtında yola çıkıp diğer vilayete giderken kestirme olsun diye dağdaki keçiyolundan (çok dar olur ve genelde uçurumdur) dolaşayım demiş. Eşeği vurmuş dağa, yolun ortasına geldiğinde eşeğin ayağı kayarak uçurumdan aşağı yuvarlanmaya başlamış.Sofinin bütün sermayesi de eşekle beraber gidiyor. Ne yapayım diye çok kısa bir düşünme devresinden sonra; -"Yetiş ya Abdulkadir Geylan Hz.leri" diye çığlık atarak himmet istemiş. Himmet istenir de gelmez mi, anında eşek toparlanıp ayağa kalkmış.Eşek kalkmasına kalkmış da onu yukarı kim getirecek? Sofi bu sefer; -"Yetiş ya Gavs Hz.leri" diye 2. himmeti istemiş.Ammaa bu sefer işler tersine dönmüş ve eşek tekrar yuvarlanmaya başlamış ve uçurumun dibine kadar düşüp ölmüş.Sabunlar da ziyan olmuş. Sofi içinden kendine kızarken bir yandan da Gavs Hz.lerinden himmet isteyince neden eşeğin düştüğünü merak etmeye başlamış.O hızla atlamış Menzil'e gidip Sadat'ın huzuruna çıkıp; -"Kurban, ben falanca yerdeki sabuncuyum.Benim eşeği niye tutmadın" diye sormuş.Gavs Hz.leri de; -"Sofi, sen Abdulkadir Geylani Hz.lerinden himmet isteyince o gelip senin eşeği tuttu.Bizden himmet isteyince biz de geldik ama Abdulkadir Geylani Hz.lerini görünce edebe geçtik.O da bizi görünce edebe geçti ve eşeğin yularını bıraktı.Hal böyle olunca senin eşek de güme gitti"

Bir gün gavs-i sani hazretlerinin yanina bir sofi geliyor... 
sultanim diyor,kadiri tarikatinin müridleri co hoş giyiniyorlar cübbe ve sarik takiyorlar demiş... 
Gavsimizda,kurban biz kaportaya bakmayiz,biz motor kismina bakariz buyurmuş.



Bir gün menzilde sofi gavs hazretlerine yaklaşmiş,,sultanim demiş.... 
Fahri kainat sav.63 yaşinda mekan degiştirdi,,Babaniz gavs hazretleri 63 yaşinda mekan degiştirdi,abiniz sultlan hazretleri de 63 yaşinda mekan degiştirdi,dedikten sonra,sultanim demiş sizin yaşiniz kacti demiş,gavsimizda sofi sofi sizi adam etmeden gitmek yok buyurmuş 
 



Yine bir gün köye,3 tane korumasiyla birlikte,bir mafya babasi gelmiş... 
tövbe sirasi ona gelince,gavs hazretleri elini tutmuş,mafya babasi da,gavsin elini alta almak istemiş,gavs hazretleri üste cikarmiş,mafya babasi yine alta almak istemiş,tam bu sirada devranin padişahi olacak gibi degil,ve şöyle buyurmuş,BU iŞiN RAJONU BU demiş,böyle diyince mafya babasi şaşirmiş,ve tövbe almiş,sonra vallahi demiş aga da bu baba da bu ...neyse mafya babasi daha sonra,merkadi ziyarete gitmiş.... 
iceri girmiş,tam o esnada degişik hallere gark olmuş ve aglamaya başlamiş,hickira hickira agliyormuş,sonra korumalarina dönüp...sizde aglayin loo sizde aglayin loo demiş 


 
bir gün menzile zahiri anlamda akli gidip gelen bir hasta gelmiş,gavs hazretlerine sultanim demiş,benim bir hastaligim var aklim gidip geliyor,aklimin gittigi biranda ölüp,imansiz gitmekten cok korkuyorum buyurmuş..... 
gavs hazretleri de duaciyiz kurban demiş.bunu duyan sofi gacur gucur etmiş ya demiş duaciyiz dedi başka bişey demedi demiş kendi kendine 
neyse,aradan bir ay gecmiş yada gecmemiş ,bu sofi yine köye gitmiş,ya demiş,sultan hazretlerinin binlerce sofisi var beni nerden taniyacak diye icinden gecirip,yine huzura cikmiş ve durumunu anlatmiş..gavs hazretleride duaciyiz kurban buyurmuş,,sofinin yine kalbi tatmin olmamiş. 
bir daha gitmiş köye yine anlatmiş durumunu,gavs hazretleri biraz kizmiş,ve kurban duaciyiz dediysek duaciyiz buyurmuş,biz senin sekerat anindaa ruhun arşi alaya da yükselse oradan alir geliriz ve imanina sahip cikariz buyurmuş.sofi yaptigindan pişman olmuş...



Bir gün menzilin pastanesinde bir kaç sofi oturmuş çay içiyorduk,yanımızda seyyid abdulhakim hz.nin bir sofisi vardı,eski sofi olması sebebi ile menzilde hemen hemen herkez tarafından tanınıyordu.Beraber muhabbet ediyorduk pastaneye o sırada elinde telsizle korumalardan biri girdi,şöyle etrafı bi süzdükten sonra bize doğru yürüdü ve selam verip yanımıza oturdu.Eski sofi kardeşimizle muhabbete başladılar,bizde ona bir şeyler ikram ettik o da madem bize ikramda bulundunuz ben size bir sohbet anlatayım dedi ve başladı; 

Bir gün cami ağzına kadar dolu gavs hazretleri mihrapda yüzü sofilere dönük hemen önünde halife hazretleri ve diğer seyitler ortam çok sessiz bir çok sofi rabıtada,tam o sırada arka taraflardan bir adam ayağı kalktı uzun boylu güçlü bir fiziği vardı ve başladı bağırmaya hemde ne bağırma cami inliyor,durmadan küfür ediyor sövüp sayıyor,mübarek o adama doğru bakmaya başladı,halife haretleri arkasını dönüp adama dikkatlice baktı,sonra diğer tüm seyitler ve sofiler herkez ama herkez adama bakıyordu,neden bakmasınlar ki adam acaip sözler söylüyor ve küfrediyordu.İşte tam o sırada benle bir koruma kardeşim ikimiz adama hücum ettik tam 3-5 metre kala atladık adamın üstüne,adam daha biz havada iken bir yumruk salladı bana yere yığılıverdim,arkadaşımda ha keza bide ona salladı o da tuş oldu,bu arada adam hala bağırıyo,,baktı ki sofiler korumalar bu adama az geldi,8-10 sofi yıktılar adamı aşağı,ellerini ayaklarını tuttular doğruca aşağı koğuşa götürdüler.Koğuşun battaniye dağıtılan kısmına yatırdılar fakat nafile hala bağırıyor,bu arada korumalar bu adamın nasıl susacağı hususunda sürekli istişare yapıyorlar,fakat çözüm üretemiyorlar.Bu arada bir sofi yaklaşıp dedi ki? kurban ben kalın bağırsak hastasıyım benim ağrılarımı ancak afyon dindiriyor,siz şu afyonu bu adama içirin adam iki dakkada uyur gider.tamam dediler,adam elinde tuttuğu afyonu korumaya verdi ve '' bu kadarı fili bile devirir '' dedi ve adama zorla içirdiler fakat fili deviren afyon adama bişey yapmamıştı sonra tekrar bir tablet daha verdiler ve işte o zaman adam uyumaya başladı ve herkez rahat bir nefes almıştı. 
saat bayağı ilerledi adam uyuyordu,Buarada Gavsımız hemen halife hazretlerini çağırdı ve ;'' akşam camide bağıran adamın durumu nedir git bak belki korumalar adama bi şey yapmıştır zira adam korumalara vurmuştu'' halife hazreleri hemen huzurdan ayrılır ayrılmaz elindeki telsizle beni aradı ve çabuk buraya gel diye talimat verdi,bende seyidim şimdi gelemem battaniye dağıtıyorum burda kimse yok işim beş dakkaya biter o zaman gelirim dedim,aradan zaman geçmiş fakat bir cevap gelmemişti,işte tam bu sırada gavsımız ayağı kalkmış doğruca koğuşa inmişti,koğuşa girince herkez ayağı kalktı mübarek doğruca adamaın yanına gitti baktı ki uyuyor,tebessüm etti ve ordakilere şöyle buyurdu; 
''İlahi rahmet bir sofinin üstüne inmeye başladımı ya uyur ya da bu adam gibi ulu orta bağırır,bu adamın bağırması ilahi rahmetin tesirinden di,siz araştırın bu adamı görüceksiniz ki çok mülayim birisidir.''biz hemen bu adamın ev telefon numarasını bulduk evini aradık hanımı çıktı telefona sorduk senin kocan kimdir ne iş yapar nasıl birisidir,ağzı bozuk birisimidir? kadın cevap verdi;benim kocam zabıta baş komseridir,şu kadar yıllık evliyim daha ağzından salak kelimesi dahi duymadım bırak sen sövüp saymayı diyince biz anladık ve telefonu kapattık. 
Sabah namazı olunca gavsımız camiye geldi ve şöyle bir sofilere baktı ve bize dönüp nerdedir bizim sofi buyurdu;biz kurban biz o na iki afyon içirdik muhtemelen 3 gün uyur bu adam dedik


 
 
 
     


         
                           

 
© Copyright 2017 | Sohbetleri Ve Kaynakları
««« www.fenafillah.com »»» sitesine aittir. Sohbet ve kaynaklar gerçek kaynaklardan kıyaslanmalıdır.
Gerçek kaynaklarının tespiti yapılmadan, sitemiz kaynak gösterilemez.